banner-01

ÖZEL DAİRECE İNCELENMEYEN KARAR,TAAHHÜDÜ İHLAL VE ZAMANAŞIMI SÜRESİ

ILGMEVZUAT: 5663-0,5663-0,5663-0,5663-0,5663-0,5663-0,5663-0, KARARNO: 2005/137 KARARTARIHI: 22.11.2005

 

T.C.

 

Yargıtay

Ceza Genel Kurulu

2005/16-145 E.

2005/137 K.

 

·  ÖZEL DAİRECE İNCELENMEYEN KARAR

·  TAAHHÜDÜ İHLAL VE ZAMANAŞIMI SÜRESİ

 

"ÖZET"

SANIĞA YÜKLENEN TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇU İİY.NIN 340. MADDESİNDE DÜZENLENMİŞ OLUP, MADDEDE YAZILI CEZANIN TÜRÜ VE ÜST SINIRI İTİBARİYLE TCY.NIN 102/5. MADDESİ UYARINCA İKİ YILLIK ASLİ VE 104/2. MADDESİ GEREĞİNCE EN FAZLA 3 YILLIK DAVA ZAMANAŞIMI SÜRESİNE TABİDİR. SUÇ TARİHİ NAZARA ALINDIĞINDA ASLİ DAVA ZAMANAŞIMI SÜRESİ OLAN 2 YILLIK SÜRE HENÜZ DOLMAMIŞ BULUNDUĞUNDAN YARGITAY C.BAŞSAVCILIĞININ İTİRAZI YERİNDEDİR. ANCAK, YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİNCE DAVANIN ZAMANAŞIMI NEDENİYLE ORTADAN KALDIRILMASINA KARAR VERİLİRKEN, HÜKMÜN DİĞER YÖNLERİNİN İNCELENMEDİĞİNİN BELİRTİLMİŞ OLMASI KARŞISINDA, ÖZEL DAİRECE İNCELENMEYEN BİR HUSUSUN İLK KEZ CEZA GENEL KURULUNCA İNCELENMESİNE YASAL OLANAK BULUNMAMAKTADIR.

"İçtihat Metni"

DAVA : Sanık M H Satoğlu hakkında taahhüdü ihlal suçundan açılan davada, yakınan vekilinin mazeretinin reddine ve İİY.nın 349. maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesine ilişkin K 3. İcra Ceza Mahkemesince 02.11.2004 gün ve 1082-2653 sayı ile verilen kararın yakınan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 13.10.2005 gün ve 5861-9059 sayı ile;

( ... Suç tarihinden temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar suç tarihi itibariyle sanığın lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/6, 104/2 ve 105/2. maddelerinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği belirlenmiştir. Sair yönler incelenmeksizin hükmün İİK.nun 366. maddesi gereğince bozulmasına, 1412 sayılı CMUK.nun 322/1 ve 765 sayılı TCK.nun 102/6. maddeleri gereğince davanın ortadan kaldırılmasına... ) karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise, 01.11.2005 gün ve 9353 sayı ile;

( ... Suç tarihi itibariyle, sanığa yüklenen ve 2004 sayılı İcra ve İflas Yasasının 340. maddesinde düzenlenen taahhüdü ihlal suçunun cezasının türü ve üst sınırına göre; dava 765 sayılı TCY.nın 102/5 ve 104/2. maddelerinde yazılı 3 yıllık kesintili zamanaşımına tabi bulunmaktadır.

Hakkında başlatılan icra takibi sırasında, alacaklı vekilinin de icra dairesinde hazır bulunduğu esnada borcun tamamını 09.02.2004 tarihinde ödemeyi taahhüt eden ve bu ödemeyi yapmadığı için şikayet edilen borçlu-sanık hakkında yapılan şikayet üzerine başlatılan yargılamada, 10.02.2004 suç tarihi itibariyle atılı suçun zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakta olup, duruşmanın tensiben bırakıldığı 22.06.2004 ve bir sonraki 14.09.2004 tarihli celselere gönderdiği mazeretler kabul edilen ve duruşması ertelenen müşteki vekilinin 02.11.2004 tarihli celse için gönderdiği ve diğerleri ile aynı mahiyette bulunan mazeretinin kabul edilmemesi sebebiyle verilen İİY.nın 349. maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesi kararı, mahkemece yazılı gerekçeye ve atılı suçun tabi bulunduğu kısa zamanaşımı nazara alındığında isabetli kabul edilmelidir... ) görüşüyle itiraz yasayoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR :

Sanık hakkında taahhüdü ihlal suçundan açılan davada, yakınan vekilinin mazeretli sayılması konusundaki üçüncü talebinin reddine ve İİY.nın 349. maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesine karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki hukuki uyuşmazlık, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.

Sanığa yüklenen taahhüdü ihlal suçu İİY.nın 340. maddesinde düzenlenmiş olup, maddede yazılı cezanın türü ve üst sınırı itibariyle TCY.nın 102/5. maddesi uyarınca iki yıllık asli ve 104/2. maddesi gereğince en fazla 3 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Dosya içerisinde bulunan Kayseri 1. İcra Müdürlüğünün 2004/485 sayılı takip dosyasında 5 milyar liralık bono için yürütülen icra takibi sırasında alacaklı ve borçlunun 29.01.2004 tarihinde icra dairesine başvurdukları ve borçlunun 09.02.2004 tarihinde borcu tüm ferileri ile birlikte ödeme taahhüdünde bulunduğu, ancak herhangi bir ödemede bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre suç tarihi 10.02.2004 günüdür.

Bu itibarla suç tarihi nazara alındığında asli dava zamanaşımı süresi olan 2 yıllık süre henüz dolmamış bulunduğundan Yargıtay C.Başsavcılığının itirazı yerindedir. Ancak, Yargıtay 16. Hukuk Dairesince davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilirken, hükmün diğer yönlerinin incelenmediğinin belirtilmiş olması karşısında, Özel Dairece incelenmeyen bir hususun ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesine yasal olanak bulunmadığından, Yargıtay C.Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve dosyanın, esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılmak üzere Yüksek 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 13.10.2005 gün ve 5861-9059 sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın temyiz incelemesi yapılması için bu Daireye gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 22.11.2005 günü oybirliğiyle karar verildi.

Share/Save/Bookmark